Giriş
Batı kültürü, medya, sosyal medya araçları, sanal dünyalar, eğitim müfredatları ve Batı’yı kendisine kıble ve yön tayin eden siyasi, kültürel ve sanatsal semboller vasıtasıyla Müslümanların hayatlarına ve evlerine sızmış; onların iç kalelerini içeriden tehdit etmiştir.
Bu saldırıdan en büyük payı kadın almıştır. Zira kadın, ailenin belkemiği, toplumun temel yapı taşı ve ümmetlerin geleceğinin inşasında merkezi bir unsurdur. Batı kültürünün birçok Müslüman kadının hayatında inkar edilemez etkileri ortaya çıkmıştır.
Birincisi: Batı Saldırısının Müslüman Kadın Üzerindeki Etkileri
- İslam’ın Müslüman toplumda yerleştirmeye özen gösterdiği temel kavramların, kadının rolü, erkeğin hilafet sorumluluğuna ortak oluşu, emaneti yüklenmesi ve yeryüzünü imar etmesi bakımından sarsılması.
- Kadında haklarının çiğnendiği ve din, örf ve geleneklerden kurtulmak için bir özgürleşme mücadelesi vermesi gerektiği kanaatinin yerleştirilmesi.
- Erkeğin kadın üzerindeki kavvamlığının ve ona karşı sorumluluğunun çarpıtılmasına katkıda bulunulması. Oysa bu sorumluluk hakikatte kadını yüceltmeyi, onurunu korumayı ve hayatın ağır yüklerinden onu esirgemeyi amaçlar.
- Kadını erkeğe ve aileye karşı güç devşirmeye ve onlardan bağımsızlaşmaya sevk eden feminist düşünceden etkilenilmesi.
- Babanın çocuklarını eğitme ve onları güzel biçimde yetiştirme sorumluluklarını yerine getirmesini engelleyen uluslararası sözleşme ve kanunlara ilgi duyulması.
- Kadına kocasından şikayetçi olma, ona başkaldırma ve evlilik görevlerinden sıyrılma hakkı tanıyan uluslararası sözleşmelerin peşinden gidilmesi.
- Süslenme ve moda meşgalesine kapılarak örtüsünden ve hayâsından uzaklaştırılması.
İkincisi: Sorunların Sebepleri
- Hayatın bütün görünümlerini düzenleyen bir din olarak İslam’ın doğru biçimde anlaşılmaması.
- Kadının hayattaki risalet bilinci taşıyan rolünü doğru şekilde kavramaktan mahrum bırakılması.
- İslamofobi ortamında kimliği ve İslam’a aidiyeti güçlendiren İslami toplumsal zeminlerin eksikliği.
- Bazı toplum ve ailelerde erkeğin baba, kardeş ve eş olarak bilinçli rolünün eksik kalması.
- Birçok evde kadının şefkat, merhamet, duygu sıcaklığı ve sevgi ikliminden mahrum kalması.
- Fıtrat dini olan İslam’ın öğretilerinden uzak, çarpıtılmış modellerin öne çıkarılması.
- Kadınla ilişkide İslami öğretilerle ilgisi bulunmayan örf ve geleneklerin üstün tutulması.
- Sanal dünya üzerinden sosyal medya araçlarına bilinçsizce açılma.
Batı Politikalarının Başarısızlığına Dair Batılı Tanıklıklar
Gorbaçov Perestroyka adlı kitabında şöyle der:
“Kadının artık evde günlük görevlerini yerine getirmeye, çocukları yetiştirmeye ve iyi bir aile ortamı kurmaya vakti kalmadı. Çocukların ve gençlerin davranışlarında, moral dünyamızda, kültürümüzde ve üretimde karşılaştığımız pek çok sorunun kısmen aile ilişkilerinin bozulmasına ve aile sorumlulukları karşısındaki gevşek tutuma dayandığını keşfettik.”
Eski ABD Dışişleri Bakanı James Baker şöyle der:
“Toplumsal serbestlik bize suça yönelen sorumsuz nesiller doğurdu. Amerika’da her 5 dakikada 3 suç işlenmektedir. Bugün suç bize yılda 80 milyar dolardan fazlaya mal olmaktadır; fakat ölüm ve insan hayatının yıkımıyla ödenen insani bedel bundan çok daha ağırdır.”
Çözümün Anahtarları
Birincisi: İslam’da Kadının Konumunu Anlamak
Allah Teâlâ kadına büyük bir ihtimam göstermiştir. Tarih, kadınla İslam gibi ilgilenen ne bir din ne de bir şeriat tanımıştır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
﴿يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُواْ رَبَّكُمُ ٱلَّذِي خَلَقَكُم مِّن نَّفۡسٖ وَٰحِدَةٖ وَخَلَقَ مِنۡهَا زَوۡجَهَا وَبَثَّ مِنۡهُمَا رِجَالٗا كَثِيرٗا وَنِسَآءٗۚ﴾ [النساء: 1]
Ey insanlar! Sizi tek bir nefisten yaratan, ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkek ve kadın yayan Rabbinizden sakının. [Nisa: 1]
İslam’da kadın, hayatın sorumluluklarını yüklenmede erkeğin ortağıdır. Allah Teâlâ, yeryüzünde hilafet görevini yerine getirme ve çocukları sağlıklı bir terbiyeyle yetiştirme vazifesinde onu erkekle birlikte sorumlu kılmıştır. İslam onu anne, kız kardeş, kız evlat ve eş olarak onurlandırmış; miras, nikah, güzel geçim ve nafaka haklarını korumuştur.
İkincisi: Kadına Muamelede Hz. Peygamber’in ﷺ Rehberliğine Uymak
Resûlullah’ın ﷺ kadınlara muamelesi, Arapların daha önce tanımadığı yeni bir tasavvur ortaya koyuyordu. Onlara kötü davranmayı yasakladı, kendilerine iyilik ve merhametle muamele edilmesini emretti ve Veda Haccı’nda şöyle buyurdu:
«استوصوا بالنساء خيراً، فإنهن عندكم عوانٍ، وإنكم إنما أخذتموهن بأمانة الله واستحللتم فروجهن بكلمة الله.» [رواه الترمذي]
Kadınlar hakkında hayrı tavsiye edin; çünkü onlar sizin yanınızda emanet durumundadır. Siz onları Allah’ın emanetiyle aldınız ve onlarla beraberliği Allah’ın kelimesiyle helal kıldınız. [Tirmizi rivayet etmiştir]
وكان ﷺ قريباً من زوجاته يُؤنسهن ويراعي مشاعرهن ويُدخل السرور على قلوبهن. وقال: «خيركم خيركم لأهله، وأنا خيركم لأهلي.» [رواه الترمذي]
O ﷺ eşlerine yakın olur, onlarla ünsiyet kurar, duygularını gözetir ve gönüllerine sevinç verirdi. Şöyle buyurdu: “Sizin en hayırlınız ailesine karşı en hayırlı olanınızdır; ben de aileme karşı sizin en hayırlınızım.” [Tirmizi rivayet etmiştir]
İslam’ın murat ettiği kavvamlık, merhamet, iyilik, hayır, muhabbet ve sevgi kavvamlığıdır; tahakküm, baskı ve öfke kavvamlığı değildir.
Sonuç
Fransız sosyal psikolog Gustave Le Bon, Arap Medeniyeti adlı kitabında şöyle der: “İslam’ın fazileti kadının konumunu yükseltmekle sınırlı kalmamış; bunu gerçekleştiren ilk din de İslam olmuştur.”
İzzet sahibi Rabbin, onların nitelemelerinden münezzehtir. Peygamberlere selam olsun. Hamd, alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.